Nedenine gelince bu günümüz Türkiye’sinde Anadolu kültürü ile yoğrulmuş bu köyde halen bu Anadolu kültürünü barındırabilen atalarından gördükleri ananeleri halen yaşatmaya devam eden bir Köy çıkıyor karşımıza. Köyümüzde yaşayan hangi köy vatandaşının kapısını çalarsanız çalın kim o demeden kapı açılır ve buyur edilir. Buyur edildiğiniz her evde kimse size “açmısıın” demeden sofrayı kurar yada sıcaksa hava önce bir tas soğuk ayran ikram eder bunları hiçbir vatandaş eksik etmez. Büyük şehirlerde yaşayanlar daha iyi bilirler böyle kültürler var mıdır halen böyle yaşayanlar kalmış mıdır diye düşünebilirler. Özellikle de büyük şehirde doğmuş, büyümüş olanlar daha iyi bilirler ki, büyük şehirde kapı açılmadan sorulur “kim o” hatta kapıdaki o ufacık delikten (Dürbün) bakılır ki bu gelen hırlı mı hırsız mı diye. Onlar da haklı bizi yaşadıklarımız  bizi yaşadığımız kötü deneyimler getirdi. Belki de bizi bu Anadolu kültüründen kopmak ve yeni bir kültür arayışına girmek getirdi bu hale. Doğruyu, güzeli, iyiyi, hoşgörüyü, paylaşmayı, hayata karşılıksız bir pencereden bakmayı unutmak getirdi bu hale bunları daha sıralayabiliriz tabiî ki. O küçük kapı deliği dediğimiz dürbünden bakanlar da haklı değiller mi? Haberleri açınca cinayetler, hırsızlıklar, saldırılar, eve zorla girmeler bunları görüyoruz sürekli yaşam böyle olunca kendimize göre tedbir almakta en doğal hakkımız. Türk Ulusunun kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de demiş; ”Batılılaşın batının biliminden, gelişiminden, teknolojisinden yararlanın.” Sizde olmayanı bulmak almak tabiî ki en doğal  hakkınız ama bu hak size sizde olmayanı zorla alabilirsiniz onu gasp edebilirsiniz anlamını doğurmuyor. Sizde olmayanı sizde olması için uygun yollarla edinin ve elde edin diyor. Ulu Önder bize Batılılaşın derken bizden kendi kültürünüzü unutun, kendi benliğinizi, kendi kimliğinizi, kendi kişiliğinizi  unutun tavsiyesinde bulunmamış elbette. Tabiî ki bilim yoksa teknoloji bilgisi yetersizse ve sizinde buna ihtiyacınız varsa gidin bunu alın ve bu Ulusu ayakta tutmak için çalışın manası çıkmaz mı?  Biz her zaman bundan kaybetmiyor muyuz  kendi kimliğimize sahip olamadığımızdan? Kimseye büyük ödüller evde yattığı için verilmemiş elbette kimse hak etmediği bir şeyin karşılığını istemeye hakkı yoktur.
    Fakat var olan değerlerin ölmemesi de gerekir. İnsanca yaşamak tabiî ki her insanın en doğal hakkıdır ama insanca yaşamasını becerebiliyorsa.
    İyi niyet hoşgörü büyük şehirlerde insanı her  ne kadar çoğu zaman keriz yerine koysa da  işte Anadolu kültürüne sahip bu küçük köyde bu sadece içtenlikten saf ve temiz duygulardan geldiğini ifade etmek isterim.
    Köyümüz öyle tatil Köyleri kadar güzel olmayabilir üç tarafı dağlarla çevrilmiş, küçük kendi halinde bir köy. Arka tarafında kalan kısmında tertemiz havası, doğal kokusu, göz alıcı ve yemyeşil ihtişamlı çam ormanları  var. Havası çok temiz oksijeni bol bir çam ormanı. Bu ormanlarda gezerken ister doğanın o harika sessizliğine bırakın kendinizi, isterseniz çamdan oyma pınarlardan eğilin buz gibi bir su için. Ya da isterseniz piknik yapmak için gelmişseniz oralarda bulacağınız kuru dalları tutuşturun ve dağ suyu ile bir çay yapın kendinize işte o çayın tadına doyum olmaz.
    İşte bu Köyde annesi babası doğmuş belki büyümüş, beklide henüz büyüyemeden geçim derdine düşen anne ve babalarının mecburi göçleri ile onlarla gitmek zorunda kalan şuan belki 40 belki de 50 yaşına gelmiş o zamanın çocukları şimdinin yetişkinlerini çocukları bu köyün adını bile duymadı. Çocukları kendilerine biz hangi köylüyüz diye sorunca Karaoğlu Köyü'nden demekle yetindiler çoğu zaman. Ama bir gün sizin çocuğunuz sizi yanına çağırıp; “Bak baba internette Karaoğlu Köyü'nü buldum, burası mı bizim köyümüz.” dediğinde hani derler ya; “Gitmesek de,  görmesek de o köy bizim Köyümüzdür” misali ile. O zaman işte bence o çocuğunuzu da yanınıza alın ve  30-40 yıldır gelmediğiniz beklide gelemediğiniz Köyünüzü bir ziyaret edin. Çocuğunuza o gerçek Köyünüzü tanıtın sizin çocukluğunuzda dolaştığız o güzelim mis gibi kokan çam ormanlarına götürün temiz bir dağ havası çektirin ciğerlerine ve buz gibi bir su içirin.
    Dediğim gibi her ne kadar çok güzeldir diyemesem de ama temiz havası, doğası, insanlarının doğallığı için de olsa bence bizim köyümüz görülmeye değer diye düşünüyorum.
    Merak eden herkesi köyümüzü görmeye gezmeye davet ediyorum. Gidebilirseniz uğrayın bir eve benim bu Köyde beklide en çok sevdiğim ve severek yediğim köy unundan çökelekli, soğanlı bir bükme yaptırıp yemeyi yanında da bir tas buz gibi Köy ayranı içmeyi de ihmal etmeyin derim.
   Bizim köyümüz kısaca böyle işte fazlası zaten orada yaşanıyor Bu gün ki günümüzde Anadolu kültürünü halen barındıran nadir Anadolu köylerinde bir tanesi diyorum.